Performans = Çok Çalışmak Değildir

Kendinizi aslında yemek dolu bir tencere gibi düşünün, altı yanmaktadır.
Uykudan uyanır ve “bugün çok güzel bir gün olacak” diye kendimizi hazırlarız.
Evden çıkışımız, toplu taşıma veya trafikte geçirdiğimiz zaman ateşe yüksek bir kor daha ilave etmektedir.
Ofise girişimize kadar tüm süreç aslında yemeğin kaynamasının devam etmesidir.

Burada çoğu insanın fark edemediği kritik nokta şudur:
Performans, günün kaç saatinde çalıştığınızla değil, o ateşin ne kadar kontrollü yakıldığıyla ilgilidir.
Kontrolsüz yanan ateş, en kaliteli yemeği bile kısa sürede tüketir.

İşe başlar başlamaz geceden birikmiş müşteri şikâyetleri, ürün sorunları, operasyonel aksaklıklar derken kendi işinize başlamanız öğlen saatine denk geliyor; lakin bu arada tencere kaynamaya devam ediyor ve neredeyse suyu tükenmek üzere.

Bu noktada çalışan aslında henüz asıl sorumluluğunu yerine getirememiştir.
Çünkü gün, plansız ve önceliksiz şekilde başlamıştır.
Acil olanlar önemli olanların önüne geçmiş, sistem kişiyi yönetmeye başlamış, kişi sistemi yönetemez hâle gelmiştir.

Sonrasında müdürler gelir, “Neden bunlar çözülmedi?”, müşteri arar, “Bu niye böyle?”, geçmiş işlerin yükü, eksik bilgi aktarımı, yarım bırakılmış dosyalar, yanlış yönlendirilmiş talepler derken su kaynamaya devam eder ve neredeyse tencerede su biter, yemek dibini tutmaya başlar.

İşte tam bu noktada çoğu şirkette yapılan en büyük hata ortaya çıkar:
Bu tabloya bakılıp çalışanın yeterince çalışmadığı düşünülür.

Oysa gerçek tam tersidir.
Çalışan çok çalışmıştır ama doğru çalışamamıştır.
Çünkü performans, yoğunlukla değil; düzen, sistem ve netlikle artar.

 

Tencerenin Dibinin Tutması Ne Anlama Gelir?

Tencerenin dibinin tutması şunu ifade eder:

  • Artan hata oranları

  • Düşen müşteri memnuniyeti

  • Tahammülsüzlük ve tükenmişlik

  • İletişim kopuklukları

  • Sorumluluk karmaşası

  • “Ben zaten elimden geleni yaptım” savunması

Ve en tehlikelisi:
Normalleşen kriz ortamı

Duman çıkmaya başladığında artık sadece performans düşmez;
kurumsal itibar da yanmaya başlar.

Yangın ise genelde fark edildiğinde çoktan büyümüştür.

 

Sorun Çok Çalışmak Değil, Düzensiz Çalışmaktır

Performansın düşmesinin temel sebebi tembellik değildir.
Asıl sebep:

  • Plansız iş dağılımı

  • Net olmayan görev tanımları

  • Sürekli değişen öncelikler

  • Yazılı olmayan süreçler

  • Kişilere bağlı ilerleyen işler

  • “Herkes her işi yapar” anlayışı

Bu ortamda çalışan, tencerenin altındaki ateşi kısamaz.
Çünkü ateşi kısacak düğme yoktur.

Kurumsal şirketlerde performans, kişisel fedakârlıklarla değil;
sistemle, süreçle ve ölçümle korunur.

 

Kurumsal İşleyişe Ayak Uydurmamak Ne Doğurur?

Kurumsal işleyişe uyulmayan her şirket bir süre sonra şu döngüye girer:

  1. Sorunlar kişilere yüklenir

  2. Çözüm yine kişilerden beklenir

  3. Kişiler yorulur

  4. Performans düşer

  5. Ciro artsa bile kalite düşer

  6. İtibar zarar görür

Ve sonra herkes şu cümleyi kurar:

“Eskiden her şey daha iyiydi.”

Hayır, eskiden sadece yangın daha küçükken fark edilmiyordu.

 

Gerçek Performans Nedir?

Gerçek performans:

  • Aynı işi daha az enerjiyle yapabilmektir

  • Aynı kaliteyi sürdürülebilir hâle getirmektir

  • Çalışanın akşam evine zihinsel yük taşımamasıdır

  • Ertesi güne dinç başlayabilmesidir

Çünkü dinlenemeyen bir zihin, ertesi gün daha hızlı tükenir.
Tükenen zihin ise ne kadar çalışırsa çalışsın üretken olamaz.

 

Çözüm Nerede Başlar?

Çözüm;

  • İşlerin kişilere değil rollere bağlanmasıyla

  • Süreçlerin yazılı hâle getirilmesiyle

  • Öncelik matrislerinin oluşturulmasıyla

  • Müdahaleci değil yönlendirici yöneticilikle

  • Performansın “çokluk” değil “etki” üzerinden ölçülmesiyle başlar

Aksi hâlde tencere her gün biraz daha yanar.
Bir gün kapak patlar, bir gün mutfak yanar.

 

Sonuç

Performans, çok çalışmak değildir.
Performans, doğru sistem içinde çalışabilmektir.

Sistemsiz çalışan şirketlerde en iyi personel bile zamanla sıradanlaşır.
Sistemli çalışan şirketlerde ise ortalama personel bile yüksek performans gösterebilir.

Çünkü performans, insanın değil;
yapının ürettiği bir sonuçtur.

 

Bir sonraki makalemiz:
“Şirketiniz Kişilere mi, Sisteme mi Bağlı?”
başlıklı yazımızı mutlaka okumanızı öneririz.

Güzel günler.